Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Savunma Bakanı ve dönemin Kıbrıs Türk Federe Meclisi Başkanı Osman Örek, 3 Mart 1978 tarihinde Lefkoşa’da 1963 Kanlı Noel’inden beri Kıbrıs Türk halkına yapılan zulmü anlatan iki sayfalık bir rapor kaleme almıştır. Rapor, doğrudan doğruya Rum-Yunan cephesinin tutumuna, toplumlararası görüşmeler konusuna, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kurt Waldheim’in girişimlerine, Alekos Mihailidis’in DIKO toplantısındaki açıklamalarına ve Amerika’daki ambargo tartışmalarına odaklanmaktadır.
Belgenin girişinde 1963 Kanlı Noel’den itibaren başlayan süreç çerçevesinde, Kıbrıs’ta Türk toplumunu imha ederek ENOSİS’i gerçekleştirme yönünde girişimlerde bulunulduğu ifade edilmektedir. Bu girişimlerin Rum-Yunan cephesi tarafından ortaklaşa ve amansızca yürütüldüğü belirtilmektedir. Metin, bu genel çerçeveyi kurduktan sonra asıl dikkatini, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Waldheim’in toplumlararası görüşmelerin başlatılmasına ilişkin çabalarına çevirmektedir. Belgede, söz konusu çabalar karşısında Rum tarafının olumsuz bir tutum sergilediği kaydedilmekte ve bu olumsuz tutumun, Rum toplumunun yasama meclisi başkanı Alekos Mihailidis’in DIKO toplantısında yaptığı beyanlarla yeniden açığa çıktığı belirtilmektedir. Bu yönüyle rapor, Kıbrıs meselesi bağlamında süregelen güncel tartışmaların, geçmişte de aynen yaşandığını göstermektedir.
Belgenin ilk sayfasında Alekos Mihailidis’in yakında Amerika’ya gideceğinin ve orada Amerikan Kongresi içindeki Yunan lobisiyle işbirliği hâlinde propaganda yapacağının açıklandığı yazılmaktadır. Bu propagandanın hedefinin, Türkiye aleyhine uygulandığı söylenen Amerikan ambargosunun kaldırılmamasını sağlamak olduğu belirtilmektedir. Belgede, ambargonun “tamamen duygusal nedenlerle” uygulanmakta olduğu ifadesi yer almaktadır. Mihailidis’in açıklamalarının metin içindeki yorumsuz sunumundan sonra, bu açıklamalardan çıkan sonucun ne olduğu belge tarafından açık biçimde formüle edilmektedir. Buna göre Rumların toplumlararası görüşmelere yaklaşma niyetinde olmadıkları, asıl amaçlarının Amerikan ambargosunun devamını sağlamak olduğu ifade edilmektedir. Metin, bu tutumun gizlenmeden ve çekinilmeden ortaya konduğunu söylemektedir.
Belgede özellikle “anlamlı” görüşmeler ve teklifler ifadesi üzerinde durulmaktadır. Mihailidis’in yaklaşımına atıfla, Amerikan ambargosunun ancak “anlamlı” görüşmeler veya tekliflere karşılık kaldırılabileceği düşüncesinin öne sürüldüğü belirtilmektedir. Bunun hemen ardından belgede, Türk tekliflerinin “anlamlı” olup olmadığını belirleme ölçüsünün yine Rum-Yunan cephesinin değerlendirmesine bırakıldığı aktarılmaktadır. Metin, bu durumu başka bir ifadeyle açıklamakta ve Türk teklifleri Rum liderliğince kabul edilebilir bulunmadığı sürece ambargonun kaldırılmasına olanak tanınmayacağı sonucunu kaydetmektedir. Bu bölümde belgenin ana omurgasını oluşturan birkaç unsur iç içe geçmektedir: toplumlararası görüşmeler, Amerikan ambargosu, Rum liderliğinin değerlendirme ölçüsü ve Türk tarafının önerilerinin kabul edilebilirlik şartına bağlanması.
Belgenin bu kısmında kullanılan dil, Rum liderliğinin ABD’deki Yunan lobisiyle ilişkisinin niteliğine de yer vermektedir. Metne göre Rum liderliği, Amerika’daki “militan ve ırkçı Yunan lobisi” tarafından cesaretlendirilmiş durumdadır. Bu durumun sonucu olarak, Kıbrıs meselesinde barışçı girişimler yerine “Uzun Vadeli Mücadele” sloganlarıyla hareket edilmesine zemin hazırladığı belirtilmektedir. Belgede “Uzun Vadeli Mücadele” ifadesi, ENOSİS mücadelesinin başka bir deyiş şekli olarak sunulmaktadır. Ayrıca bu yaklaşımın Türk tarafına karşı tehdit ve şantaj politikası izleme imkânı verdiği kaydedilmektedir. Bu çerçevede belge, Rum liderliğinin güncel politik çizgisini, daha önce metnin başında kurduğu ENOSİS hedefiyle doğrudan ilişkilendirmektedir.
Osman Örek, rapor içerisinde kullandığı “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” atasözü ile, Rum-Yunan propaganda faaliyetlerinin sürdürülebilir olmadığını açıkça vurgulamaktadır. Aynı paragrafta Amerikan kamuoyuna da atıf bulunmaktadır. Buna göre, uzun bir demokratik deney sürecinden geçmiş olan Amerikan kamuoyunun, gözleri önüne çekilmek istendiği belirtilen “yaldızlı Rum-Yunan propaganda perdesi”ni yırtmayı başaracağı umudu dile getirilmektedir. Bunun yanında, Amerikan kamuoyunun “madalyonun diğer yüzünü” de görme gereksinmesini duyacağı ifade edilmektedir. Ayrıca Amerikan askeri komuta kademelerinden yükseldiği belirtilen çağrışımlara da değinilmektedir. Bu çağrışımların “aydınlatıcı” olduğu belirtilmekte ve Amerika’nın Kıbrıs politikası açısından artık akılcı bir karar verme zamanının geldiği, hatta belki de geçmek üzere olduğu vurgulanmaktadır. Belgenin bu bölümünde doğrudan bir kişi adı verilmeden, Amerikan askeri çevrelerinden gelen sinyallerin önemli bir gelişme olarak kayda geçirildiği görülmektedir. Burada odak noktası yine Amerikan karar alma süreci ve ambargo tartışmalarıdır.
Belge daha sonra 1964-65 yıllarına geri dönmektedir. Bu tarih aralığı içinde Kıbrıs’ta Rum-Yunan cephesinin Amerikan silahlarıyla Türklere karşı giriştiği imha hareketinin devam ettiği belirtilmektedir. Aynı cümlede, ENOSİS’i gerçekleştirmek için Amerika’nın kendilerine yeter derecede yardımcı olmadığından yakınan Makarios’tan söz edilmektedir. Bu bağlamda bir Amerikan diplomatın Makarios’a “dünyanın Kıbrıs’tan idare edilmediğini” hatırlatmak zorunda kaldığı aktarılmaktadır. Bu geçmiş örnek, belgenin kendi içinde tarihsel bir hatırlatma olarak yer almakta ve 1978’deki mevcut gelişmelerle yan yana sunulmaktadır.
Son paragrafta belge, Rumların toplumlararası görüşmelerde takındıkları mevcut olumsuz tutuma dikkat çekmektedir. Aynı gerçeğin, bu kez Amerikan Kongresi tarafından Rum tarafına bir kez daha hatırlatılması temenni edilmektedir.
Belge
TÜRK TARİH KURUMU ARŞİVİ
KOLLEKSİYON KODU: 0014
GÖMLEK NO: 4
BELGE NO: 4
TARİH: 3 Mart 1978
