BM Güvenlik Konseyinin 186 (1964) sayılı kararı ve devamındaki kararları çerçevesinde, Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücünün (BMBG) 12 Haziran-15 Aralık 2025 dönemindeki faaliyetlerini kapsayan rapora göre BMBG; 631 erkek, 92 kadın olmak üzere 723 askeri personel ve 34’ü erkek, 25 kadın olmak üzere 59 Polis unsurundan oluşmaktadır.
Raporun önemli siyasi gelişmeler bölümünde, BM Genel Sekreterinin İyi Niyet Misyon Raporuna atıf yapılarak;Temmuz 2025 tarihinde New York’ta geniş formatlı gayri resmî toplantı yapıldığı, Mart 2025 tarihindeki görüşmede belirlenen altı güven artırıcı girişimin durumunun gözden geçirildiği (yeni geçiş noktalarının açılması, ara bölgede güneş enerjisi tesisi kurulması, mayın temizleme faaliyetlerinin ilerletilmesi, mezarlıkların restorasyonu, Gençlik Teknik Komitesi’nin kurulması ve çevre/iklim değişikliği alanında ortak çalışmanın başlatılması) ve dört yeni girişim (sanat ve kültürel eser değişimi, sivil toplumla düzenli istişare için danışma mekanizması kurulması, çevre başlığı altında hava kalitesi ve mikro plastikler gibi somut ortak çalışma alanlarının ilerletilmesi) üzerinde ortak mutabakat sağlandığı kaydedilmektedir.
Eylül ayında Genel Sekreterin iki liderle üçlü görüşme gerçekleştirdiği, Kişisel Temsilci Holguín’in sürece aktif katkı sunduğu, Ekim 2025 tarihinde KKTC’nin yeni lideri Tufan Erhürman’ın göreve başladığı ve Kasım-Aralık aylarında iki liderin BM himayesinde görüştüğü not edilmekte ve bu gelişmeler siyasi süreçte temkinli bir canlanma işareti olarak sunulmaktadır. Nitekim bu bölüm, BMBG’nin güvenlik raporu olmakla birlikte sahadaki güvenlik durumunun doğrudan siyasi atmosferden etkilendiğini ortaya koymaktadır.
BMBG’nin faaliyetleri bölümünde misyonun temel faaliyetinin; ara bölge ve çevresinde askeri statükonun korunması, ateşkes hattının izlenmesi, sivil faaliyetlerin yönetilmesi ve toplumlar arası temasın desteklenmesi olarak tespit edilmektedir. Rapor döneminde 15.000’den fazla askeri ve polis kara devriyesi ile hava devriyeleri yürütüldüğü not edilmiştir. Bununla birlikte BM genelindeki mali kriz sebebiyle misyonun ciddi kısıtlamalar altında çalıştığı, askeri güçten 60 personel ve 4 kurmay subayın azaltıldığı, 5 BM polis pozisyonunun dondurulduğu, 13 sivil kadronun ise boş bırakıldığı vurgulanmaktadır.
Eylül-Kasım arasında planlanan helikopter devriyelerinin yalnızca yaklaşık yüzde 20’sinin gerçekleştirilebildiği ve bu açığı telafi etmek için kara devriyelerinin genişletildiği belirtilmektedir. Personel ve maddi kaynak daralmasının, sivil toplum desteğini, güvenliğe yönelik katkıyı ve toplumlar arası güven inşasına dönük programları olumsuz etkilediği ifade edilmektedir. Aynı zamanda BMBG’nin altyapı projelerinin ertelenmesinin de misyonun faaliyetlerini olumsuz etkilediği not edilmiştir.
Ara bölgedeki tansiyonu önleme bölümünde; ara bölge içinde ve çevresinde her iki tarafça askeri ihlallerin sürdüğü kaydedilmektedir. BM’nin, hem uzun vadeli askeri modernizasyon eğilimlerini hem de ara bölgenin bütünlüğünü aşındıran uygulamaları kaygı verici bulduğu dile getirilmektedir. GKRY’nin 2021’de Astromerit ile Mammari arasında ara bölge içine yerleştirdiği dikenli tel bariyerin bazı bölümlerini kaldırdığı, bu kapsamda 15 Aralık itibarıyla toplam 14 km’lik hattın yaklaşık 6 km’sinin söküldüğü tespit edilmektedir. Bu durum raporda not edilmekle birlikte, genel tabloyu değiştiren bir gelişme olarak sunulmamaktadır. Aynı zamanda geçmiş dönemlerde raporlarda sunulan ve ara bölge içerisinden geçen Astromerit-Evrohu yoluna ilişkin protestoların bu raporda yer almaması oldukça dikkat çekicidir. Nitekim aynı durumdaki Yiğitler-Pile yoluna yönelik BM protestosu bu raporda sunulmaya devam etmektedir. Böylelikle BMBG’nin tarafsızlık ilkesine bağlılığı bu dönemde de sorgulanmalıdır.
Yukarıda değinildiği üzere Yiğitler-Pile yolunun inşasına ilişkin tartışma konusu olan ve BMBG’nin Pile platosu olarak ifade ettiği Çayhan Düzündeki durumun (KKTC toprağı olan bu bölgenin BMBG tarafından ara bölge olduğu iddia edilmektedir.) nispeten istikrarlı kaldığı, Kıbrıs Türk polisinin müdahalelerinin ikinci dönem üst üste azaldığı ifade edilmektedir. Ancak Kasım 2023’ten beri askıda olan Pile düzenlemelerinin (Rumların baskısı ile BMBG tarafından ortaya konan ve bölgenin sivil kullanımına açılmasını öngören mutabakat metni. KKTC toprağı olan bir bölgede böylesi bir düzenleme asla kabul edilemez.) uygulanmasında bir ilerleme sağlanamadığı not edilmiştir. Maraş’ta ise Güvenlik Konseyinin 2771 (2025) sayılı kararında talep edilen geri dönüş adımlarının atılmadığı (Maraş’ta kamu malı bölgelerin açılması ve açılan alanları gezmek maksadıyla Maraş’a gelen ziyaretçiler için kolaylık tesisleri inşa edilmesi gibi düzenlemelerin geri alınması), 2021’de askeri statünün kaldırıldığı açıklanan yüzde 3,5’lik alanda kayda değer değişikliklerin görülmediği, buna karşın tesis yenilemeleri, pencere, klima, güneş paneli ve altyapı bağlantıları yapıldığının gözlemlendiği tespit edilmektedir. Maraş’ta ticari drone uçuşlarının devam ettiği, hendek ve set sisteminin korunduğu ve BMBG’nin bölgeye erişiminin 1974’ten bu yana ciddi biçimde sınırlandırıldığı belirtilmekte ve BM’nin, Maraş’taki durumdan Türkiye’yi sorumlu tuttuğu açık biçimde yinelenmektedir.
Raporun çatışmanın önlenmesi ve askeri statünün korunması bölümünde; 30 Kasım 2025 itibarıyla BMBG’nin, önceki döneme göre daha yüksek sayıda askeri ihlal kaydettiği not edilmiştir. Toplam ihlal sayısının 146 olduğu; bunların 34’ünün Rum Milli Muhafız Ordusunun, 112’sinin ise Türk kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiği iddia edilmektedir. Rapora göre önceki dönemde toplam 133 ihlal olduğu dikkate alındığında, askeri gerginlik potansiyelinin devam ettiği belirtilmektedir. BM’nin, özellikle Türk kuvvetlerince yapılan inşaat faaliyetlerinin toplam ihlallerin yarısını oluşturduğunu vurguladığını not etmek gerekmektedir. Bununla birlikte rapor, her iki tarafın temas hattı boyunca kamera, sensör ve çeşitli gözetleme sistemleri kurmaya devam ettiğini tespit etmekte ve bu durumu ayrı bir kaygı alanı olarak kaydetmektedir. 30 Kasım 2025 tarihi itibarıyla GKRY tarafındaki 34 gözetleme kulesindeki cihaz sayısının 28’e, Türk tarafının ise 64 kule ve 66 cihaza ulaştığı ve bunun adım adım gelişen teknolojik askerileşmenin bir sonucu olduğu belirtilmektedir.
Buna ek olarak her iki taraftaki temas hattı boyunca yerleştirilmiş olan betonarme ateş mevzilerinin arttığı, GKRY tarafında toplam 340 mevzi, (bunların 13’ünün ara bölge içerisinde bulunduğu), Türk tarafının kuzey ateşkes hattı boyunca ise 12 mevzi olduğu kaydedilmektedir. Fakat bu mevzilerin ilk olarak GKRY tarafınca inşa edildiği, Türk tarafının mütekabiliyet kapsamında adım attığı ve GKRY’nin çok daha fazla ateş mevziisine sahip olduğuna ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Bunun yerine BM, ara bölge olduğunu iddia ettiği ve aslında KKTC toprağı olan Maria’nın Evi çevresindeki kamera ve uydu antenleri karşısında sert itirazını yinelemiştir.
Raporda BM’nin, tekrardan GKRY ve KKTC silahlı kuvvetleri arasında doğrudan askeri temas mekanizması kurulmasını istemesi dikkat çekicidir. Nitekim geçmiş yıllarda konu ile ilgili kısmi ilerlemenin Rum tarafınca baltalandığı raporda dile getirilmemiştir. Aynı bölümde Kıbrıs’taki mayınlı bölgelere de değinilmiş ve mayınsız Kıbrıs hedefi bakımından 29 şüpheli mayınlı alanın hâlen temizlenmediği, bunların dördünün aktif mayın tarlası olduğu belirtilmiştir.
Raporun düzenin korunması ve sivil faaliyetlerin yönetimi bölümünde; ara bölgedeki yetkili ve yetkisiz sivil faaliyetlerin yönetiminin BMBG’nin kaynaklarını giderek daha fazla tüketen bir alan haline geldiği kaydedilmektedir. Misyonun, bu konu hakkında iki kesimin ilgili temsilcileri ile 35 bilgilendirme toplantısı yaptığı, ara bölgede tarım faaliyetlerinin hangi usullerle yapılacağına ilişkin medya kampanyaları yürüttüğü ve bazı hassas bölgelerde çiftçilere refakat edildiği ifade edilmektedir. Raporda Serhatköy’ün karşısında bulunan Denia bölgesinde tarım mutabakatına (BM ile Türk kuvvetleri arasında yapılan mutabakat) aykırı hareket eden GKRY’li çiftçi ve avcılara yönelik Türk kuvvetlerinin haklı müdahalesinin anlamsızca eleştirilmesi not edilmelidir. Bununla birlikte bahse konu çiftçilerin Kasım ayında beş kez ara bölgeye girerek ateşkes hattının yerini tartışmaya açtığı ve BM’nin süratli saha müdahalesi sayesinde olayların büyümediği belirtilmiştir.
Bu dönemde yetkisiz avcılık olaylarının da arttığı, 30 Kasım 2025 itibarıyla 48 yetkisiz avlanma vakasının kaydedildiği ve bunun önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artış anlamına geldiği tespit edilmektedir. BMBG’nin, GKRY makamlarınca yayımlanan bazı av haritalarının ara bölgenin geniş kısımlarını av için uygun gösterdiğini ve bunun halkı dolaylı biçimde ihlale teşvik ettiğini belirtmesi ayrıca dile getirilmektedir. Bu konunun yalnızca bir idari sorun olmadığı, silahlı sivillerin ara bölgeye girmesinin doğrudan güvenlik riski taşıdığı hatırlatılmaktadır. Raporda; iki taraflı Suç ve Cezai Konular Teknik Komitesi çerçevesinde çalışan ortak temas odalarının bilgi paylaşımı ve koordinasyon bakımından etkili olduğu, buna rağmen Pile’deki 11 yasa dışı kumarhane ve 1 gece kulübü kaynaklı suç ortamının sürdüğü belirtilmektedir. Aynı zamanda Pile’deki Central Lancashire Üniversitesi’nin ara bölgedeki yetkisiz faaliyetlerinin ve büyük ölçekli izinsiz inşaat projesinin çözümsüz kaldığı hatırlatılmaktadır.
Toplumlararası ilişkiler, iş birliği ve güven yaratıcı önlemler bölümünde; BMBG’nin rapor döneminde toplam 163 faaliyet düzenlediği, bunların 30’unun iki toplumlu etkinlik olarak gerçekleştiği faaliyetlere 2.979 katılımcının katıldığı kaydedilmektedir. Ledra Palace Oteli’nde 121 etkinliğin yapıldığı, yeni kurulan iki taraflı Gençlik Teknik Komitesinin desteklendiği, Lefkoşa ve Mağusa bölgelerinde kimlik, dil, toplumsal cinsiyet eşitliği ve gençlerin barış sürecine katılımı konularında dört atölye düzenlendiği, Ledra Palas geçiş noktası çevresinde iki belediye (Lefkoşa’nın Türk ve Rum Belediyeleri) ve yerel ortaklarla ticari ve kültürel ortaklığı görünür kılan iki toplumlu festival gerçekleştirildiği, geleneksel zanaat ile genç tasarımcıları bir araya getiren sergi açıldığı ve kültürel miras üzerinden yumuşak temas alanı yaratıldığı ön plana çıkarılmaktadır. Ayrıca Slovakya Büyükelçiliği himayesindeki siyasi partiler diyaloğuna atıf yapılarak, toplumlar arası iş birliğinin yalnızca sivil düzeyde değil, siyasal düzeyde de kısmen sürdüğü dile getirilmektedir.
İnsani faaliyetler bölümünde; BMBG’nin, kuzeyde yaşayan Rumlar ve Maruniler ile güneyde yaşayan Türklere yönelik yardımlarını sürdürdüğü, rapor döneminde kuzeyde yaşayan 283 Rum ve 45 Maruni’ye temel ihtiyaç malzemesinin ulaştırıldığı, üç cenaze nakli için yardımcı olunduğu kayıt edilmektedir. Ayrıca 7 Haziran 2024’te güneyde tutuklanan bir Kıbrıs Türkü ve 19 Temmuz 2025’te kuzeyde tutuklanan beş GKRY vatandaşına ilişkin süreçlerin takip edildiği, Sağlık Teknik Komitesi desteğiyle Türk tarafına temini güç ilaç sevkiyatı sağlandığı, dini ve anma etkinlikleri için 37 erişime yardımcı olunduğu, Erenköy’deki yıllık anma etkinliği için (8 Ağustos Erenköy Direnişi için yapılan tören) 771 Kıbrıs Türkünün kuzeyden geçişinin sorunsuz biçimde gerçekleştirildiği not edilmektedir. Kıbrıs’ta okutulan ders kitapları konusunda Türk tarafının çok sayıda kitabı “kışkırtıcı dil” içerdiği gerekçesiyle sorunlu gördüğü raporda yer almaktadır. Geçiş istatistiklerinde Rumların kuzeye geçişinde azalma, Kıbrıs Türklerinin güneye geçişinde ise artış kaydedildiği, Metehan’daki kara geçiş kapısında yaşanan uzun kuyrukların başlıca memnuniyetsizlik alanı olarak gösterildiği dile getirilmektedir.
Rapor, düzensiz geçişler ve sığınma başvuruları konusunda da önemli veriler sunmaktadır. Buna göre, Kasım 2025 sonu itibarıyla GKRY’de 2025 yılında 2.704 yeni iltica başvurusu yapıldığı, bunların 2.136’sı Yeşil Hat üzerinden düzensiz biçimde geçen kişilerden geldiği, buna rağmen 2025’teki başvuruların 2024’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 59 azaldığı ve azalmanın temel sebebinin 2024 Mayısından sonra deniz yoluyla doğrudan gelişlerin keskin biçimde azalmış olduğu kaydedilmektedir. 2024’te ara bölgede mahsur kalan ve sonradan GKRY iltica prosedürüne alınan kişilerden 22’sinin çeşitli AB ülkelerine yerleştirildiği, 37’sinin ise hâlen GKRY’de olduğu not edilmektedir.
Raporun cinsiyet eşitliği ve kadınların barış ve istikrara katkısı bölümünde BMBG’nin, kadınların karar alma mekanizmalarına katılımını güçlendirmek ve toplumsal cinsiyet eşitliğini iki toplumlu eylemler yoluyla ilerletmek maksadıyla kadınlar-barış-güvenlik temasıyla toplam 38 toplantı, etkinlik veya faaliyet yürüttüğü belirtilmektedir. Raporda “Life Again” projesine dikkat çekilmekte ve projenin; çatışmanın kuşaklararası travmasını ele alan ve Rum ile Türk kadınları ortak bir hafıza ve deneyim alanında buluşturan önemli bir girişim olarak öne çıktığı not edilmektedir. Bununla birlikte 1 Ekim’de geleneksel yemek atölyesi etkinliği çerçevesinde geçmişte karma olan köylerden gelen kadınlar arasında bağ kurulduğu, “Youth Champions for Environment and Peace” programı kapsamında çevresel sorunların kadınlar, erkekler, kız ve erkek çocuklar üzerindeki farklı etkilerinin araştırıldığı, “Reimagining Cyprus: Identity, Equality and Coexistence” etkinliğiyle toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmasının daha geniş kitlelere taşındığı dile getirilmektedir. 25 Kasım-10 Aralık tarihleri arasında, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadele, üniversite öğrencileri, mülteciler ve sığınmacılar dâhil farklı hedef gruplarla iletişime geçildiği yinelenmektedir. Bu bölümdeki genel vurgunun, güvenlik kavramının yalnızca askeri değil toplumsal ve cinsiyet temelli boyutlarının da raporda kayıt altına almak istenmesi olduğu not edilmelidir.
Raporun Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK) bölümünde; iki toplumlu KŞK ekiplerinin, 1963/64 ve 1974 dönemlerinde kaybolan kişilerin bulunması, kimliklendirilmesi ve ailelerine iadesi için çalıştığı hatırlatılmakta, rapor döneminde üç kişinin kalıntılarının çıkarıldığı, sekiz kayıp şahsın kimliğinin tespit edildiği ortaya konmaktadır. 2006’dan bu yana toplam 1.713 kişinin kalıntılarına ulaşıldığı veya teslim alındığı, Komitenin resmî listesinde bulunan 2.002 kayıp kişiden 1.062’sinin kimliğinin bugüne kadar kesinleştirildiği ve ailelerine teslim edildiği vurgulanmaktadır.
7 Temmuz 2025’te Komitenin 2025-2030 stratejisinin kamuoyuna açıklandığı, 11 Aralık 2025’te ise KKTC ve GKRY liderinin laboratuvarı birlikte ziyaret ettiği, liderlerin, Komitenin siyasi müdahaleden uzak tutulmasının önemini vurguladığı ve olası mezar yerlerine ilişkin bilgi sahibi kişilere Komiteyle gizlilik içinde bilgi paylaşma çağrısı yaptığı ifade edilmektedir. Komitenin, 1963/64 ile 1974 arasında Kıbrıs’ta askeri veya polis varlığı bulunan devletlerin arşivlerine erişim arayışını da sürdürdüğü, Türk tarafındaki Komite ofisinin 1974 tarihli Türk ordusu hava fotoğraflarına, GKRY tarafındaki ofisin de 1974 Milli Muhafız arşivlerine erişiminin sürdüğü belirtilmektedir.
Finans ve yönetim bölümünde; BM Genel Kurulunun, 1 Temmuz 2025-30 Haziran 2026 dönemi için BMBG’ne 57,3 milyon dolar tahsis ettiği, bunun içinde GKRY’nin net maliyetin üçte birine denk gelen 19,9 milyon dolarlık gönüllü katkısı ile Yunanistan’ın 6,5 milyon dolarlık katkısı olduğu ancak 1 Aralık 2025 itibarıyla BMBG özel hesabına ilişkin ödenmemiş katkıların 26,8 milyon dolara ulaştığının altı çizilmektedir.
Raporun gözlemler bölümünde;Genel Sekreter’in değerlendirmesine göre yeni Kıbrıs Türk liderinin göreve başlamasının ve liderler arası temasın artmasının ihtiyatlı da olsa yeni bir fırsat yarattığı memnuniyetle karşılanmaktadır. Ara bölgede büyük çaplı olay yaşanmamış olmasının olumlu görüldüğü, ancak iki tarafın askeri modernizasyon faaliyetlerinin durdurulmaması, ara bölge içi ve çevresindeki inşaat ve askerileştirme faaliyetlerinin geri alınmaması kaygı verici bulunmaktadır. BM’nin, özellikle sivil yapılar içine gizlenmiş askeri mevzilerin kabul edilemez olduğunu belirtmesi ve güç dengesizliği argümanının bu ihlalleri haklı kılamayacağını vurgulaması oldukça dikkat çekicidir. Aynı zamanda taraflara doğrudan askeri temas mekanizması kurmaları yönündeki çağrı yinelenmektedir.
Doğrudan atıf yapılmasa da Rumların Pile içerisinde yaptığı düzenlemelerin askıda kalmasının istikrara katkı sağlamadığı, Maraş’taki gelişmelerin, BM kararlarına aykırı ve geri döndürülmemiş adımlar olarak anıldığı, BMBG’nin Maraş, Akyar ve diğer alanlardaki devriye ve görev uygulama serbestisinin kısıtlanmasının eleştirildiği, bunun yanında dezenformasyon ve bölücü anlatıların toplumsal güveni aşındırdığı, okullar dahil her düzeyde kapsayıcı uzlaşı kültürünün teşvik edilmesi gerektiği belirtilmektedir. Ekonomik ve sosyal eşitliğin artırılmasının, Yeşil Hat Tüzüğü’nün tam uygulanmasının, mal ve kişi geçişlerinin kolaylaştırılmasının ve toplumlar arası ekonomik-kültürel bağların derinleştirilmesinin, özellikle Kıbrıs Türk tarafının izolasyon algısı ve güven açığının giderilmesi için gerekli görüldüğü vurgulanmaktadır. BM ayrıca KKTC’nin statüsü ve “tanıma” kaygılarının iş birliğine engel olmaması gerektiğini yinelemektedir. Raporun sonunda ise Genel Sekreterin, BMBG misyonunun 31 Ocak 2027’ye kadar 12 ay daha uzatılmasını tavsiye ettiği kaydedilmektedir.
Nihai kıymetlendirme olarak BMBG’nin görev süresinin uzatılmasının, BM nezdinde misyonun hâlen barış ve istikrar için vazgeçilmez görüldüğü, ancak siyasi sürecin ilerlememesi halinde güvenlik misyonunun yapısal kısıtlarının devam edeceği ifade edilmelidir. Bununla birlikte BMBG’nin Kıbrıs Türk tarafı ile herhangi bir yazılı anlaşması olmadığı, BMBG’nin Ara Bölge’de Türk tarafı ile ilişkilerinin ve KKTC’deki tüm faaliyetlerinin yapılageliş kuralı şeklinde gerçekleştiği, fakat bunun sahada birçok soruna sebebiyet verdiği, neticede BM ile KKTC arasında Kuvvetler Statüsü Anlaşması (SOFA) yapılması ve BMBG’nin KKTC’deki faaliyetlerinin yasal statü altına alınmasının elzem olduğu değerlendirilmektedir.
