stragam-BMGS Raporu

BM Genel Sekreteri Kıbrıs İyi Niyet Misyon Raporu (S/2026/9)

BM Güvenlik Konseyinin 2771 (2025) sayılı kararı uyarınca BM Genel Sekreteri’nden 5 Ocak 2026’ya kadar Kıbrıs’taki iyi niyet misyonuna dair güncel durum raporu sunmasının istenmesi üzerine hazırlanan rapor, 12 Haziran 2025-15 Aralık 2025 tarihleri arasındaki dönemi kapsamakta ve Genel Sekreter’in iyi niyet misyonunun faaliyetleri ile birlikte Genel Sekreter, Genel Sekreterin Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar ve diğer üst düzey BM yetkililerinin temaslarını içermektedir. Aynı zamanda raporun eklerinde Güvenlik Konseyinin talebi üzerine iki taraf liderinin, anlamlı ve sonuç odaklı müzakerelere geçiş için hangi adımları attıklarına dair hususları içeren mektupları yer almaktadır.

Raporun önemli gelişmeler bölümünde, Kıbrıs meselesine ilişkin diyaloğun 2025 boyunca belirgin biçimde yoğunlaştığı vurgulanmaktadır. Bu çerçevede BM yetkililerinin KKTC ve GKRY liderleri ile birlikte garantör devletler olan Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık ile temaslarını sürdürdüğü ifade edilmektedir. 17 Temmuz 2025’te New York’ta daha geniş formatta gayri resmî bir toplantı yapıldığı ve toplantının Mart 2025’te Cenevre’de gerçekleştirilen benzer formatlı toplantının devamı niteliğinde olduğu not edilmiştir. Toplantıda Mart ayında üzerinde uzlaşılan altı güven yaratıcı girişimin (yeni geçiş noktalarının açılması, ara bölgede güneş enerjisi tesisi kurulması, mayın temizleme faaliyetlerinin ilerletilmesi, mezarlıkların restorasyonu, Gençlik Teknik Komitesi’nin kurulması ve çevre/iklim değişikliği alanında ortak çalışmanın başlatılması) durumunun gözden geçirildiği, ayrıca dört yeni girişim (sanat ve kültürel eser değişimi, sivil toplumla düzenli istişare için danışma mekanizması kurulması, çevre başlığı altında hava kalitesi ve mikro plastikler gibi somut ortak çalışma alanlarının ilerletilmesi) üzerinde ortak anlayış oluştuğu belirtilmiştir. Taraflar ileride aynı formatta yeni bir toplantı daha yapılması konusunda da mutabakata varmıştır.

19 Ekim 2025 tarihinde KKTC’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Tufan Erhürman’ın, oyların yüzde 62’sinden fazlasını alarak ilk turda seçilmesi raporda en dikkat çekici gelişme olarak ele alınmıştır. Rapor, Erhürman’ın seçim kampanyasını, Kıbrıs Türk halkındaki siyasal ve toplumsal bölünmeleri aşma ve federal çözüm temelinde görüşmelere dönüş söylemi üzerine kurduğunu kaydetmektedir. Yeni lider ile GKRY lideri arasındaki ilk görüşmenin 20 Kasım’da ara bölgede yapıldığı, görüşmede samimi bir atmosfer olduğu, Kasım sonu ve Aralık boyunca lider temsilcileri arasında temasların sürdüğü, 11 Aralık’taki ikinci lider buluşmasının Kişisel Temsilci’nin katılımıyla gerçekleştirildiği, ardından garantör devletlerle de istişarenin yürütüldüğü not edilmiştir. Rapor bu gelişmeleri, yeni bir siyasi imkân penceresi açılması olarak değerlendirmektedir.

Raporun arka plan ve güncel durum bölümünde; Mart ve Temmuz 2025 tarihindeki görüşmelerde üzerinde uzlaşılan toplam on güven yaratıcı önlemin yalnızca bir bölümünde tam veya kısmi uygulama sağlanabildiği, bu kapsamda mezarlıkların restorasyonunun tamamlandığı ve Gençlik Teknik Komitesinin kurulduğu belirtilmektedir. Mayın temizleme konusunda son teknik ayrıntılar üzerinde anlaşma beklendiği, çevre ve iklim değişikliği başlıklarının Çevre Teknik Komitesine havale edildiği işaret edilmektedir. Buna karşılık yeni geçiş noktalarının açılması, ara bölgede güneş enerjisi tesisi kurulması, sanat ve kültürel eser değişimi ve sivil toplumla istişare organı oluşturulması gibi konularda somut sonuç alınamadığı kaydedilmektedir. Rapor, bu sınırlı ilerlemenin nedenlerini; KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik hazırlıklar, yaz aylarındaki mevsimsel yavaşlama ve KKTC’deki mülk satışı suçlamalarıyla yapılan tutuklamaların yarattığı gerilim şeklinde üç başlıkta toplamaktadır.

Bunun yanında rapor, Yunanistan ile Türkiye’nin ikili ilişkilerini iyileştirme çabalarının sürmesini özel olarak kaydetmekte ve bunu Kıbrıs diyaloğunun canlandırılması bakımından olumlu bir gelişme olarak sunmaktadır. Güvenlik boyutunda ise ara bölgede BM otoritesini zorlayan ihlallerin sürdüğü belirtilmektedir. Raporda; Slovakya Büyükelçiliği himayesinde adadaki 18 siyasi partinin katıldığı düzenli partiler arası toplantıların devam ettiği, konuya ilişkin iki ortak bildiri yayımlandığı ve bu bildirilerde müzakerelerin yeniden başlaması, güven artırıcı önlemler ve ilköğretimde her iki resmî dilin zorunlu ders olarak okutulmasının savunulduğu hususlarına yer verilmektedir.

Raporun BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonuna ilişkin faaliyetleri bölümünde; Genel Sekreter’in toplumlar arası temas, iş birliği ve güven artırıcı faaliyetleri desteklemek amacıyla yoğun bir temas trafiği yürüttüğü aktarılmaktadır. İki taraf liderinin temsilcileri, siyasi partiler, dini liderler, sivil toplum kuruluşları, kadın ve gençlik grupları, AB, Dünya Bankası, diplomatik misyonlar ve üye devletlerden gelen üst düzey ziyaretçilerle toplam 176 görüşme yapıldığı kaydedilmektedir. Teknik komitelerin özel bir ağırlık kazandığının ve toplam 13 teknik komite bünyesinde 151 toplantının düzenlendiğinin altı çizilmektedir. Bu verinin, teknik düzeyde kurumsal iletişim kanallarının canlı tutulduğunu göstermesi açısından önemli olduğu değerlendirilmektedir.

Gençlik Teknik Komitesinin ilk halka açık etkinliğinin 11 Temmuz’da gerçekleştirildiği ve daha önce iki toplumlu faaliyetlere katılmayan genç kesimlere ulaşma potansiyelini gösterdiği ifade edilmektedir. Kültürel Miras Teknik Komitesinin her iki taraftaki çeşitli eserlerde koruma-restorasyon çalışmalarını yürüttüğü, özellikle Panagia Kanakaria Manastırı ile Larnaka’daki Tuzla Camisi çalışmalarının dikkat çektiği not edilmektedir. Ayrıca raporda; Mart 2025’teki görüşmede kararlaştırılan güven yaratıcı önlem kapsamında uzlaşılan tüm Türk ve Rum mezarlıklarının yenilendiği takdir edilmektedir.

Raporda, Geçişler Teknik Komitesi bakımından en somut gelişmenin, Metehan geçiş noktasının genişletme projesinin Aralık başında başlaması olduğu vurgulanmaktadır. BM Kalkınma Programı tarafından yürütülen projenin Ocak 2026 sonuna kadar tamamlanmasının öngörüldüğü ve bu gelişmenin uzun kuyrukların azaltılması bakımından önemli görüldüğü yinelenmektedir. Buna karşılık Yayıncılık ve Telekomünikasyon, İnsani Konular ve Ekonomik-Ticari Konular gibi bazı teknik komitelerin çalışmasını sürdürdüğü, fakat belirgin bir sonuç üretememiş olduğu tespit edilmektedir. Çevre Teknik Komitesinin çevre koruma, iklim değişikliği, mikro plastikler ve hava kalitesi gibi yeni güven artırıcı önlemlerin hazırlanmasını sürdürdüğü belirtilmektedir. Bunun yanında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Teknik Komitesinin eylem planını ilerletemediği, Kriz Yönetimi Teknik Komitesinin deprem ve yangına hazırlıkta sonuç alamadığı, Eğitim Teknik Komitesinin ise rapor döneminde toplanamadığı hatırlatılmaktadır.

Raporun gözlemler bölümünde Genel Sekreter’in, 2025’te yapılan iki geniş formatlı gayri resmî toplantı ile Kasım ve Aralık 2025’te iki lider arasında gerçekleşen olumlu temasların yeni bir fırsat yarattığını gözlemlediği belirtilmektedir. Genel Sekreter, beş yılı aşkın süredir ilk kez temel siyasi meselelerin ele alındığı ve iki liderin çözüm hedefinin, Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı biçimde siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm olduğu konusunda uzlaştığını açıkladığı 11 Aralık 2025 tarihli görüşmenin önemini vurgulamaktadır. Rapora göre bu nitelikte bir taahhüt 2020’den bu yana ilk kez liderler düzeyinde yeniden ortaya çıkmıştır. Ancak Genel Sekreter aynı zamanda, henüz uygulanmayan güven yaratıcı önlemlerde daha güçlü kararlılık gerektiğini belirtmekte, özellikle yeni geçiş noktalarının gecikmeden açılmasının günlük yaşam, karşılıklı temas, ticaret ve ekonomide karşılıklı bağımlılık bakımından doğrudan olumlu sonuç üreteceğini ifade etmektedir.

Raporun bu bölümünde teknik komitelerin rolünün artmasından duyulan memnuniyet açıkça dile getirilmektedir. Özellikle gençlerin barış sürecine anlamlı katılımının sağlanması yönündeki Güvenlik Konseyi çağrısına yanıt veren Gençlik Teknik Komitesinin kurulmasının umut verici görüldüğü tespit edilmektedir. Eğitim alanında ise uzlaşı kültürü ve iş birliği anlayışının çocukluk çağından itibaren inşa edilmesi gerektiği vurgulanmakta ve Eğitim Teknik Komitesinin canlandırılması istenmektedir. Çevre, iklim değişikliği, hava kalitesi ve mikro plastik yönetimi gibi alanlarda ortak çalışmanın adanın karşı karşıya olduğu çölleşme ve su kıtlığı riski sebebiyle stratejik önemde olduğu belirtilmektedir. AB’nin teknik komitelere sağladığı desteğin tam kullanımı teşvik edilmekte, sivil toplumla düzenli istişare organı kurulmasının önemli sonuçlar üreteceği kaydedilmektedir. Genel Sekreter, kadınlar, dini azınlıklar, gençler ve engelliler gibi yeterince temsil edilmeyen kesimlerin sürece dahil edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Genel Sekreter ayrıca cinsiyet eşitliği konusunda da daha güçlü siyasi destek talep etmektedir. Teknik komitelerde cinsiyet dengesinin sağlanması olumlu görülse de gelecekteki müzakere heyetlerinde kadınların tam ve anlamlı katılımının güvence altına alınması gerektiği belirtilmektedir. Raporda ara bölge içinde ve çevresindeki tek taraflı adımların ciddi kaygı konusu olduğu not edilmiş ve ihlallerin askeri statükoyu, ara bölgenin bütünlüğünü ve BM yetkisini zedelediği kaydedilmiştir. Maraş konusunda BM tutumunun değişmediği, 550 (1984) ve 789 (1992) sayılı kararların bağlayıcı olmaya devam ettiği açık biçimde tekrar edilmektedir. Son olarak garantör devletlerin yapıcı katılımı memnuniyetle karşılanmakta, fakat liderler arası diyalog sürecinin hâlen erken safhada olduğu ve oluşan ivmenin gerçek bir güven iklimine dönüşmesi için daha çok çaba gerektiği belirtilmektedir.

Raporun eklerinde iki tarafın BM iyi niyet misyonuna sunduğu yazılı değerlendirmeler de yer almaktadır. GKRY lideri çözüm çerçevesi olarak iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federasyonu ve BM parametrelerini vurgulamakta, Türkiye’nin eylem ve politikalarını, müzakereleri ve güven yaratıcı önlemleri zorlaştıran unsurlar olarak sunmaktadır. KKTC lideri ise uzun süredir sonuçsuz kalan süreçlerden hareketle yeni bir metodoloji önermektedir. Buna göre siyasi eşitliğin, dönüşümlü başkanlığın, Crans-Montana’daki mutabakatların esas alınmasının ve yeni sürecin sonuç odaklı yürütülmesinin temel zemin olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca izolasyonlar, doğrudan temas, geçişler, yeşil hat ticareti, mülkiyet kaynaklı tutuklamalar ve güvenlik güçleri arasında doğrudan temas gibi başlıkların öncelikli olarak ele alınması gerektiğini not etmektedir. İki liderin yazılı değerlendirmeleri göz önüne alındığında, iki tarafın çözüm metodolojisi ve siyasi çerçeveye ilişkin yaklaşım farklarının sürdüğü, fakat buna rağmen belirli alanlarda iş birliği zemininin aranmakta olduğu tespit edilmektedir.

Nihayetinde BM Genel Sekreterinin İyi Niyet Misyon Raporu önceki raporlardan farklı bir çerçeve sunmamaktadır. Bununla birlikte raporun, Kıbrıs Türk tarafının yıllardır vurguladığı egemen eşitlik, eşit uluslararası statü ve doğrudan temas gibi hususlarla birlikte statükonun değişmesi ve bu çerçevede; izolasyonun kaldırılması, ticaret kısıtlarının giderilmesi ve Rum tarafının mülkiyet bağlantılı kabul edilemez baskısının ortadan kaldırılması gibi konuları ele almaması dikkatlerden kaçmamalıdır.

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön