Fransa - GKRY SOFA-stragam

GKRY ile Fransa Arasında İmzalanan Kuvvetler Statüsü Anlaşmasının Analizi

GKRY ile Fransa arasında 8 Haziran 2026 tarihinde imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması (Status of Force Agreement – SOFA), iki ülke arasındaki askeri iş birliğini en üst noktaya taşıyan ve Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini kayda değer biçimde etkileyen oldukça önemli bir gelişme olarak yakından analiz edilmelidir. İlk olarak ifade edilmesi gereken husus; bahse konu anlaşmanın iki taraf arasında özellikle son yıllarda kademeli bir şekilde gelişen askeri-siyasi yakınlaşmanın daha ileri bir aşamasını temsil ediyor olmasıdır. Nitekim herhangi iki devlet arasında imzalanabilecek en üst seviye askeri anlaşmalardan birisi olan SOFA, Fransa’nın askeri kuvvetlerini daimi bir şekilde Kıbrıs’ın güneyine konuşlandırmasının yasal zeminini sağlamakla birlikte GKRY’ne doğrudan askeri yardım temin etmesini de garanti altına almaktadır. Dolayısıyla bahse konu anlaşma Türkiye ve KKTC ile birlikte özellikle Ada’nın garantörü olan ve aynı zamanda Fransa ile üstü örtük bir güç mücadelesi içerisinde bulunan İngiltere tarafından göz ardı edilmemelidir.

İki Ülke Arasındaki Askeri İşbirliği Geçmişi

GKRY ile Fransa arasında imzalanan SOFA’nın içeriğini analiz etmeden önce iki taraf arasındaki askeri iş birliği geçmişine değinmekte fayda bulunmaktadır. Bu cihetle, GKRY ile Fransa arasındaki askeri iş birliği sürecinin, 28 Şubat 2007 tarihinde imzalanan “Savunma İşbirliği Anlaşması” ile başladığı not edilmelidir. 10 yıl boyunca geçerli olacağı açıklanan anlaşma, Fransa ile GKRY arasında karşılıklı askeri iş birliğinin geliştirilmesini ve Fransız Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’ın güneyindeki deniz ve hava üslerini kullanmasını içermiştir. Doğu Akdeniz’deki hassas dengeleri zedeleyen bu anlaşmaya, T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan “No:39 – Fransa ile GKRY Arasında İmzalanan Savunma İşbirliği Anlaşması hk.” açıklamayla karşı çıkılmış ve söz konusu anlaşmanın 1960 Antlaşmalarına (Kuruluş, Garanti ve İttifak Antlaşmaları) aykırı olduğu, GKRY’nin bu tür bir anlaşma yapmaya ehil ve yetkili olmadığı, anlaşmanın Türkiye ve KKTC açısından herhangi bir sonuç doğurmadığı vurgulanmıştır. Böylelikle Ankara bahse konu anlaşmayı, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki güvenlik mimarisini oluşturan 1960 düzenine (state of affairs) karşı bir hamle olarak değerlendirmiş, Kıbrıs Türklerini ve adanın tamamını temsil etmeyen bir yönetimin, adanın bütününü ilgilendiren askeri nitelikli tasarruflarda bulunmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu not etmiştir. Bununla birlikte, adanın çevresinde Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın garantörlük haklarıyla teminat altına alınan hassas güvenlik dengesinin bozulmasının da Türkiye açısından kabul edilemez bir gelişme olduğunun altı çizilmiştir. Bunun üzerine o tarih için Fransız Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs’ın güneyine konuşlanması engellenmiştir.

2007 yılındaki anlaşmanın süresinin dolmasını müteakip 4 Nisan 2017 tarihinde iki taraf arasında bu defa “Savunma Alanında İşbirliği Anlaşması” adıyla yeni bir anlaşma imzalanmıştır. Bahse konu anlaşmada Kıbrıs’ın güneyindeki askeri tesislerin iyileştirilmesi, Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) askerlerinin Fransa’da eğitilmesi, RMMO’ya teknik destek verilmesi ve Fransa tarafından Mari’deki deniz ve Baf’taki hava üssünün geliştirilmesi konuları yer almıştır. Anlaşmanın 15 Ağustos 2020 tarihinde GKRY Meclisi’nden geçerek yürürlüğe girdiği gün T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan “SC-76 numaralı” açıklamayla söz konusu anlaşmanın, 1960 Antlaşmalarına ve bu Antlaşmalar tarafından kurulan dengeye aykırı olduğu ve Fransa’nın geçici de olsa 1960 Antlaşmalarının hilafına Kıbrıs’ın güneyinde askeri varlıklarını konuşlandırmasının kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Açıklamayla birlikte aynı gün KKTC makamları tarafından verilen oldukça sert tepkiler karşısında Fransa GKRY’ne konuşlanma konusunda bir kez daha geri adım atmak zorunda kalmıştır. Böylelikle hem 2007 yılında hem de 2017 yılında gerçekleştirilen hamleler ile Fransa ile GKRY arasındaki anlaşmanın yalnızca kâğıt üstünde kalması sağlanmıştır.

2026 yılına gelindiğinde ise Fransa’nın Kıbrıs’ın güneyine konuşlanmak için bir kez daha hamle yaptığı görülmektedir. Özellikle ABD/İsrail-İran arasında yaşanan savaşın Doğu Akdeniz’e ve Kıbrıs adasına yansıması bağlamında Avrupa Birliği üyesi devletlerin AB Antlaşması 42(7) maddesi uyarınca ve GKRY’nin talebi üzerine Kıbrıs adası çevresine askeri unsur göndermesi Fransa’ya aradığı fırsatı yaratmış ve Fransız donanmasının en gelişmiş yüzer unsuru olan Charles De Uçak Gemisini GKRY’ne sözde destek vermek maksadıyla Kıbrıs adası açıklarına göndermesine vesile olmuştur. Bu gelişmeden hemen sonra GKRY ile Fransa arasında SOFA imzalanacağının açıklanması ve yukarıda bahsedildiği üzere 8 Haziran 2026 tarihinde bahse konu anlaşmanın imzalanması ise hiç şaşırtıcı olmamıştır.

Fransa – GKRY Arasındaki SOFA’nın İçeriği

Anlaşmanın içeriği incelendiğinde, imzalanan belgenin 2025 yılında taraflarca açıklanan daha geniş kapsamlı “Stratejik Ortaklık” ve 2026-2030 eylem planının askeri ayağını oluşturduğu görülmektedir. Bu doğrultuda anlaşma üç ana başlık şeklinde tasarlanmıştır. İlk olarak hukuki ve idari çerçeve olarak adlandırılabilecek başlık altında; GKRY/Fransa askeri personelinin karşı ülke topraklarındaki varlığını düzenleyen yasal kurallar belirlenmiş, personelin görev başında veya dışındayken bir suç işlemesi durumunda hangi devletin yargılama yetkisine sahip olacağı netleştirilmiş, vergi yükümlülükleri, muafiyetler ve harçlar gibi çeşitli mali düzenlemeler getirilmiş ve gümrük ve geçiş prosedürlerine ilişkin kolaylaştırıcı önlemler düzenlenmiştir.

Operasyonel iş birliği ve altyapı geliştirilmesibakımından; Fransız askeri kuvvetlerinin GKRY’deki üsleri ve askeri altyapıyı kullanmasına yönelik geniş yetkiler tanımlanmış, Fransız Deniz Kuvvetleri uzmanlarının, Mari’deki Evangelos Florakis Deniz Üssü’nün geliştirilmesi sürecine doğrudan dâhil olması kararlaştırılmış,  Baf’taki Andreas Papandreou Hava Üssünün, Fransız askeri uçakları için yakıt ikmali, lojistik destek ve operasyonel bir merkez olacağı not edilmiştir. Bununla birlikte iki ülke silahlı kuvvetleri arasında daha fazla müşterek eğitim ve tatbikatların planlanması öngörülmüştür.

Savunma sanayii ve teknoloji transferi bağlamında taraflar arasında askeri teknoloji paylaşımı ve savunma sistemlerinin tedariki konusunda kurumsal bir çerçeve oluşturulmuş, Fransız savunma şirketleri ile Rum savunma sanayii arasında, özellikle Rum yönetiminin AB SAFE programı kapsamında elde ettiği 1.2 milyar Euro’luk savunma bütçesi kapsamında ortak projeler geliştirilmesi hedeflenmiştir.

Böylelikle anlaşmanın içeriğinden anlaşılacağı üzere savaş bölgelerindeki sivillerin tahliyesi, kriz yönetimi vb. sözde insani amaçlar kisvesi altında tanıtılan SOFA, Rum tarafına örtülü bir “güvenlik şemsiyesi” sağlamakta ve aynı zamanda Ada’nın güneyini Fransa başta olmak üzere Batı müttefikleri için ileri bir operasyonel sıçrama tahtasına dönüştürmektedir. Her ne kadar Rum liderliği, bu anlaşmayı Avrupa Birliği’nin savunma alanında ABD’den bağımsız hareket edebilme yeteneğini güçlendiren bir adım olarak nitelendirse de gerçek amacın Rum tarafı açısından Türkiye ve KKTC’nin bölgedeki gücünü dengelemek olduğu bilinmelidir. Fransa açısından ise bu anlaşma, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrinine ve deniz yetki alanlarındaki haklarına karşı GKRY ve Yunanistan’ı desteklemek ve bölgedeki stratejik görünürlüğünü artırmak anlamına gelmektedir. Nitekim bahse konu anlaşmaya yönelik 09 Haziran 2026 tarihinde KKTC Dışişleri Bakanlığı tarafından “Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan Kuvvetlerin Statüsü (SOFA) anlaşması hk.” başlığıyla yapılan açıklamayla; insani amaçlar söylemi altında askeri kazanım sağlanmaya çalışıldığı, Kıbrıs Türk halkının ada üzerindeki özden gelen egemen eşit haklarının yok sayıldığı, bu tür provokatif adımların ada ile bölgenin güvenlik dengesini bozduğu ve adadaki iki halk arasındaki güven eksikliğini daha da derinleştirdiği not edilmiştir.

Fransa’nın Doğu Akdeniz Stratejisi

Bu noktada bir parantez açıp Fransa’nın Doğu Akdeniz stratejisine kısaca değinecek olursak; Paris’in özellikle Sahel (Mali, Burkina Faso, Nijer) ve Levant bölgelerinde yaşadığı güç kaybını, GKRY üzerinden Doğu Akdeniz’de telafi etmek istediği ve Batı ve Orta Akdeniz’deki göreceli üstünlüğünü Doğu Akdeniz’e genişletme arzusu içerisinde bulunduğu ifade edilebilir. Bu çerçevede GKRY ile imzalanan anlaşma, Fransa için hem Avrupa Birliği içindeki güvenlik rolünü güçlendiren hem de Doğu Akdeniz’deki enerji hatları, deniz ulaştırma yolları, ticaret rotaları ve Levant çevresindeki kriz alanlarına erişim sağlayan bir zemin niteliği kazandırmaktadır. Anlaşma ile birlikte Fransa’nın çok daha az maliyetle bölgede askeri varlık gösterme ve Doğu Akdeniz’e nüfuz etme imkânı kazanacağı aşikârdır. Aynı zamanda anlaşmanın, Fransız askeri unsurlarının adada konuşlandırılması yanında askeri teknoloji paylaşımı, ortak tatbikatlar, eğitim faaliyetleri, askeri tesisleri kullanım ve savunma sanayii iş birliği gibi başlıkları içermesi, imzalanan SOFA’yı dar kapsamlı bir personel statüsü düzenlemesinin ötesine taşıyarak Fransa’nın Kıbrıs’taki güvenlik mülahazalarında söz hakkına sahip olma sonucunu doğurmaktadır. Bununla birlikte ifade edilmelidir ki bahse konu anlaşmanın Türkiye ve KKTC açısından kabul edilemeyecek en önemli yanı Fransa’nın Kıbrıs’ın güneyine daimi olarak yerleşip yerleşmeyeceği konusudur. Her ne kadar yapılan resmi açıklamalardan, Fransız askeri kuvvetlerinin GKRY’deki üsleri daimi olarak kullanmayacağı anlaşılsa da her halükarda imzalanan SOFA’nın Garanti ve İttifak Antlaşmaları bakımından kabul edilemeyecek bir gelişme olduğu not edilmelidir.

GKRY’nin Kazanımları

GKRY açısından ise bu süreç, özellikle Rum Milli Muhafız Ordusunun sınırlı askeri kapasitesi göz önüne alındığında; Fransa gibi revizyonist eğilime sahip bir dış aktör üzerinden Türkiye lehine olan bölgesel güç dengesini değiştirmek ve en azından Türk Ordusuna karşı dengeyi sağlamak anlamına gelmektedir. GKRY hükümeti, kendisini Avrupa Birliği’nin Doğu Akdeniz’e açılan güvenlik kapısı olarak konumlandırırken, bu kapıyı güçlendirmek için AB’den savunma harcamalarına yönelik destek talep etmektedir. Nitekim SAFE Programından GKRY’ne 1 milyar Euro’dan fazla bütçe ayrılması, AB’nin de GKRY’ni bu konuda desteklediğini göstermektedir. Böylelikle savunma harcamaları için gerekli fonu sağlayan GKRY için aynı dönemde Fransa ile SOFA imzalanması son derece önemli bir gelişme olmuştur. Bu çerçeveden bakıldığında SOFA’nın yalnızca diplomatik bir belge olmadığını, hem GKRY-Fransa ikilisinin politik/siyasi hedeflerini destekleyen, hem de özellikle deniz ve hava üslerinin geliştirilmesi ile her iki tarafın askeri/güvenlik amaçlarına hizmet sunan bir gelişme olduğunu vurgulamak gerekmektedir.

GKRY’nin bir taraftan Kıbrıs müzakereleri bağlamında “sıfır asker, sıfır garanti” söylemini kırmızıçizgi haline getirmesi diğer taraftan ise üçüncü taraf devletlerle askeri iş birlikleri yapması ve adanın güneyini silahlandırması, Rum tarafının tarihsel tutarsızlığını açıkça ortaya koymaktadır. Öyle ki bu çelişki, Türk tarafının güvenlik kaygılarını artırmakta ve eş zamanlı olarak Rumlarla olası bir resmi müzakere sürecinden uzaklaşılmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu tutum Rum liderin resmi müzakerelere başlanması yönündeki taleplerinin samimiyetini de sorgulatmaktadır. Aynı zamanda Rum tarafının tutarsızlığı iki taraf arasında güven bunalımının azaltılması amacıyla tasarlanmış olan “güven yaratıcı önlemler” geliştirilmesini imkânsız kılmakta, çeşitli alanlarda gerçekleştirilebilecek olası işbirliklerine engel olmakta ve dahası taraflar arasındaki güven bunalımını derinleştirmektedir.  Nitekim adanın güneyi sürekli silahlandırılırken iki taraf arasında güven yaratıcı önlemlerin nasıl geliştirileceği ilgili tüm taraflarca iyi analiz edilmelidir.

Temel Çıkarımlar

  • SOFA’nın en kritik sonucu, Kıbrıs adası ve çevresindeki hassas askeri dengeleri bozma potansiyelidir.
  • 16 Ağustos 1960 tarihinde bölgede tesis edilen ve üç yıl gibi kısa bir süre içerisinde bozulmasına rağmen Kıbrıs Barış Harekâtı ile yeniden tesis edilen güç dengesi, Fransa’nın GKRY ile kurmaya çalıştığı yeni güvenlik mimarisi ile tehdit altına alınmaktadır.
  • Garanti ve İttifak Antlaşmaları ile korunan bölge statüsünün herhangi bir anlaşma veya yeni bir güvenlik sistemi ile bozulması, Doğu Akdeniz’in güven ve istikrarını zedeleyecek, hâlihazırda Orta Doğu’da gerçekleşmekte olan bölgesel krizin genişlemesine neden olabilecektir.
  • Fransa ve AB başta olmak üzere bölgede huzur, güven ve istikrarın korunmasını arzulayan tüm tarafların tehlikeli adımlardan uzak durması ve GKRY’ni cesaretlendirecek hamlelerden sakınması gerekmektedir.
  • Garantör devlet Türkiye Cumhuriyeti’nin bu gelişmelere duyarsız kalamayacağı açıkça ortadadır.
  • Bir diğer garantör devlet olan İngiltere’nin de bölgesel güvenlik mimarisinin değişmesine müsaade etmesinin kendi bölgesel çıkarlarının hilafına olacağı değerlendirilmektedir.

Faydalanılan Belgeler

Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti. “No: 39, Fransa ile GKRY Arasında İmzalanan Savunma İşbirliği Anlaşması Hk.” Basın Açıklaması, 1 Mart 2007.

Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti. “SC-76, Fransa ile GKRY Arasında İmzalanan Savunma İşbirliği Anlaşması Hk.” Sözcü Açıklaması, 15 Ağustos 2020.

Dışişleri Bakanlığı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. “Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Arasında İmzalanan Kuvvetlerin Statüsü (SOFA) Anlaşması Hk.” Basın Açıklaması, 9 Haziran 2026.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön